asketizmin kökleri grekçe askesis sözcüğüne dayanır. bu grekçe sözcüğün hıristiyanlık bağlamında bir yer edinişi paulus dönemine kadar geri gider. sözcük bu yeni edindiği yere göre şunu ifade eder; theosis uğruna mücadele, theosis ‘e gayret ve çaba gösterme... tanrılaşma yahut tanrıya benzeme biçiminde bire bir çevrilebildiği halde, hıristiyan teolojisinde “tanrıya öykünme”, tanrı-sal-laşma, ilahîleşme, yücelme anlamlarına gelir theosis. tanrıya eşdeğerli bulunmak söz konusu değilse bile, kıtab ı mukaddes, insanın tanrı suretinde yaratıldığını söylemektedir.bu, insanın tanrı katına yükselmeye muktedir, seçilmiş bir canlı olduğunu ima etmekle kalmaz, insanın, istediği takdirde dünyadaki yaşamı boyunca tanrıyla birlikte, onun yoluna girerek yücelmeye kabiliyetli, tanrının doğrudan muhatabı olan varlık olduğu vargısını da kendinde taşır.
teolojik metinlerde askesis’in, “budama” analojisi vasıtasıyla bir çok defa anıldığına rastlanabilir. askesis acılı ve sancılı bir yana sahiptir. fakat bu aynı acıyan ve sancıyan yan sayesindedir ki tanrının bize olan sevgisinden haberli kılınırız.bir ağacı budar gibi dünyalık hayatımızı budar ve şüphesiz ki bu yüzden acı çekmek zorunda kaldığımızda tahammül ederiz. fakat bu çekilen acının bir ödülü vardır, yuhanna incili 15:2’de dendiği üzere,”daha fazla meyve versin”, aldığından daha çoğunu getirsin diyedir bu budama...
benim burada vurgu yaptığım şeyin kaynağı hint felsefesi esasında... asketizm (nefsin terbiye edildiği münzevi hayat) insansı bir tercih atman'a (ben, öz)giden yolda sadece... yoksa benim kahpe bizansla işim olmaz :))
4 yorum:
asketizmin kökleri grekçe askesis sözcüğüne dayanır. bu grekçe sözcüğün hıristiyanlık bağlamında bir yer edinişi paulus dönemine kadar geri gider. sözcük bu yeni edindiği yere göre şunu ifade eder; theosis uğruna mücadele, theosis ‘e gayret ve çaba gösterme... tanrılaşma yahut tanrıya benzeme biçiminde bire bir çevrilebildiği halde, hıristiyan teolojisinde “tanrıya öykünme”, tanrı-sal-laşma, ilahîleşme, yücelme anlamlarına gelir theosis. tanrıya eşdeğerli bulunmak söz konusu değilse bile, kıtab ı mukaddes, insanın tanrı suretinde yaratıldığını söylemektedir.bu, insanın tanrı katına yükselmeye muktedir, seçilmiş bir canlı olduğunu ima etmekle kalmaz, insanın, istediği takdirde dünyadaki yaşamı boyunca tanrıyla birlikte, onun yoluna girerek yücelmeye kabiliyetli, tanrının doğrudan muhatabı olan varlık olduğu vargısını da kendinde taşır.
teolojik metinlerde askesis’in, “budama” analojisi vasıtasıyla bir çok defa anıldığına rastlanabilir. askesis acılı ve sancılı bir yana sahiptir. fakat bu aynı acıyan ve sancıyan yan sayesindedir ki tanrının bize olan sevgisinden haberli kılınırız.bir ağacı budar gibi dünyalık hayatımızı budar ve şüphesiz ki bu yüzden acı çekmek zorunda kaldığımızda tahammül ederiz. fakat bu çekilen acının bir ödülü vardır, yuhanna incili 15:2’de dendiği üzere,”daha fazla meyve versin”, aldığından daha çoğunu getirsin diyedir bu budama...
hacı dervişlik yetmedi galiba ancak bilesin yol çok uzun
benim burada vurgu yaptığım şeyin kaynağı hint felsefesi esasında... asketizm (nefsin terbiye edildiği münzevi hayat) insansı bir tercih atman'a (ben, öz)giden yolda sadece...
yoksa benim kahpe bizansla işim olmaz :))
Hacı aslına bakarsan herşeyin dibi hint te.Bildiğimiz bir çok gerçeğimiz ordan devşirme.Dinler,mitler,efsaneler,hikayeler,oyunlar,nargile bile...
Yorum Gönder