9 Ekim 2009 Cuma

Harikalar Diyarından kadına dair notlar









Sheri -redsummer


Bölüm 4 : Yol ile ilgili düşünceler ve pratik bilgiler

Ve böylece bir yol seçmiş oluyorduk size doğru.Ancak yaptığımız bu seçim,bilinçli ve bilerek verdiğimiz bir çok kararımızdan daha gerçek,özgürlükten yoksun,tamamen bizim kişilik yapımıza bağlı bir seçimdi ve bunun sonuçlarını,seçmenin kendisiyle karıştırmamayı umuyorduk.Bu seçimimizle bizi yanılgının beklediği bir yola da girmiş olabilirdik ve kimileri ısrarla bu yanılgının normal bir durum olduğunu öne sürebilirdi.Ama biz biliyorduk ki siz ,ilk bakışta nasıl göründüyseniz bize ,öylesiniz,biz de sizin kendinize özgü varoluş biçimlerinizden gelen sonuçlara katlanmayı zaten baştan kabul ettik.Şimdi bu bir yanılgı mı?
Bu konuda biraz sezgisel algılarımıza güveniyoruz ,karşımızdakinin içsel durumunu anlamak,onun içine sızabilmek için hep onu kullanıyoruz ya,bu kez bir de duyarlılık gelip yardımcı olmak istiyor bize.Diyor ki "eğer başka birinin ruhuna dokunmak ,o ruhun dokumasının ilmeklerini,çizgilerini yoklamak,ondaki yumuşak geçişleri,sert engelleri algılamak istersen yardımcı olurum sana.Ama o kişinin nasıl biri olduğunu söyleyemem,ancak birlikte görebiliriz onu,unutma söyleyememek,görememek değildir.Yeteneğin ve yeterli kavram zenginliğin varsa gördüklerini sen sonra söyleyebilirsin."İkna edici bu açıklamaya rağmen,gözlerimizle apaçık gördüğümüz bir şeyin, kendine özgü belirtilerini söz yada yazı ile anlatmaya sıra geldiğin de, söylenecek ne kadar az şeyimiz olduğunu görüp şaşıracağımızı biliyorduk ya,yine de denemeye karar vermiştik.

Yolun uzun olacağını ortada ve karşımıza çıkaracağı her türlü sürpriz içinde bir baştan kabullenmişlik havasındayız.Ama her yolcu gibi bazı hazırlıklarımız da var, yoldaki duraklarımızda huzurla uyuyabilelim ve yol boyunca manzaranın tadını çıkarabilelim diye.Yolumuz uzun o nedenle ihtiyacınız olan her şeyi yanınıza aldığınızı bir kez daha kontrol edin :
1-Arzu:Burada kastedilen sadece yola çıkma arzusudur,yanlış anlaşılmasın.
2-Cesaret:Her yolculuk çeşitli derecelerde cesaret gerektirir,mümkünse 70 derecenin üstünde bir cesaret alın yanınıza.
3-Sezgi ve duyarlılık:Sezgi ve duyarlılığı akşamdan ütüleyin, buruşmamasına dikkat ederek kolay ulaşılabilir bir yere koyuverin ve yol boyunca üstlerine bir şey dökmemeye gayret edin.
4-Sakinlik:Ama onların dışında sakinliğiniz yanınızda mı mesela,o na çok ihtiyacınız olacak .Eğer sizinkini yeterli görmüyorsanız en yakın marketten büyük boy bir kaç paket daha alın.Artık hazır,paketlenmiş olarak satılıyor.
5-Sabır:Sabrınızı mutlaka bir yerlere tıkıştırın buruşmasına aldırmadan.Zaman alan her süreçte ihtiyacınız olacak sabrınıza.Bunları yazarken bana,okurken de size gerektiği gibi.
6-Espri:Yol boyunca eğlencenin kaynağı olarak nükte ve espriyi hemen elinizin altında bir yerde bulundurun,mesela pantolon cebinizde.
7-Akıl ve mantık:Aklınız ve mantığınızda bir yerlerde olsun çok ihtiyacınız olmamasına rağmen; çünkü onlar büyük heyecanlarla başlayan bir şeyin hüzün dolu ,hayal kırıklıklarıyla yüklü ,boşa çıkabilecek beklentilerle bezeli sonunu görebilmekte size hiç yardımcı olamayabilirler, ancak en azından bundan sonra ki aşamalarda, metodoloji olgusunun içinde bize gerekli olabilirler.Ama şimdiden canınız sıkılmasın böyle hayal kırıklığı,hüzün,boş, sıfatlarının maceranın başına eklenebileceği olasılığından, zira hayatlarımızın tamamından farklı bir süreç yok ortada;biraz düşünürseniz hüzünlü,kırık,boş ,yaşamlarımızın başına da kolayca ekleyebileceğimiz sıfatlar.
8-Ego :Mümkünse ve yapabiliyorsanız kedinizle birlikte egonuzu da evde bırakın, eğer kediniz evde tek başına,sadece egonuzla kalmak istemiyorsa,her ikisini de bir arkadaşınıza bırakın (arkadaşınız kediyi kabul edebilir,ancak siz olmadan sadece egonuzu kabul eder mi bilmiyorum). Ya da, o da olmazsa, egonuzu kedinizle birlikte bir pansiyona bırakmak en iyisi.Ama yanınızda götürme konusunda , kedi ve ego arasında bir seçim yapmanız gerekirse de kediyi seçin. Zira ego'nun tek yapacağı, sizi yoldan alıkoyacak bir dizi bahane üretmek,sürekli başınızın etini yemek olacak.
9-Müzik:Yolculuk sırasında sizi sizden alacak parçalara ihtiyacınız olacaktır.Bizim önerimiz lost highway soundtrack'ı.Ama siz Aşık Veysel'den bir şeylerde seçebilirsiniz.
10-Kitap:Kant'ın bir eserini önereceğiz yolculuk için.Saf Aklın Eleştrisi'nden önce yazdığı düşünülen ama hiç bir yerde yayımlanmamış bir eseri "Saf Şüphenin Yüceltilmesi".Kitap kabaca bir "özü" ya da bir "düşünceyi" bilmek için öncelikle ondan şüphe etmemiz gerçeğinden söz ederek,son çözümlemede o "öz"ün içerdiği özelliklere ulaşabileceğimizden bahsediyor ve bu özellikler "şey"in kendisi içindedirler ya da "şey"in kendisine aittirler diyerek devam ediyor ve bunlar bazı "şey"lerdirler ya da hiç bir "şey" değildirler diye bitiyormuş.Bu durum böylesine açık olduğuna göre okumaya pek gerek yok herhalde,üstelik yayımlanmamış bile.Onun yerine aşağıda ki sorular üzerine düşünerek yolu sıkıcılıktan kurtarabilirsiniz:
A-Bilgi bilinebilir bir şey midir?Bilinmez bir şeyse biz bunu nasıl bilebiliyoruz?
B-Yine de daima severiz önermesinde bu "yine de" içinde bir sonsuz barındırır mı?
C-Schopenhauer'a cinsel olanı felsefeye sokma ilhamı ve Freud'a edepsiz,pornografik sözlerin yerine ,rahatsızlıklarımıza ilişkin bir sahte bilim getirmenin ilhamı gelmeseydi, sıradan bir erkeğin bütün sohbetleri buralara varacak mıydı?
D-Öldükten sonra bize ne olur?Yoksa artık orgazm olamaz mıyız?
11-Fotograf makinesi:Bol filmle birlikte...(Offf ne şaçmalıyorum ben.Artık filme gerek yok,makineler dijital)Bir sürü fotograf çekebilirsiniz yol boyunca,ilerde bakıp bakıp,tekrar bakmak için.Tripod getirmenize gerek yok zira tüm yollarda bir kaç Obi-Wan Kenoni'ye rastlayacaksınız,onlarınkini ödünç alabilirsiniz.
12-Kalp:Ve en önemlisi( bir çoklarınızın itirazlarına rağmen) kalbinizi de getirin.Çünkü onsuz bu yolculuk anlamsız olur.

İki kişi arasındaki ilişki , bir varış noktası değil de, bir yolculuk olarak algılandığı sürece anlamlı görünüyor bana.İlişkinin, sayısız değişim içeren ,büyüyen ,evrilen bir organizma olduğunu algılama güçlüğünün gerisinde yatan asıl neden ise onu, hedeflenen bir dağın zirvesi gibi ,statik bir nokta olarak algılamamız ve zirveye ulaştıktan sonra ,öylece tepesinde oturup ,etrafa bakarak ,sıkılmayı beklememizdir.Unutmayalım ki ilişkinin de durmadan gelişen bir evrim skalası ve bir yaşam süresi vardır.Ölümsüz ilişkiler biz ölümlüler için anlamsız tanımlar gibi gözüküyor ve ne ironiktir ki ,bir ilişki ,sadece, ilişkinin taraflarınıdan birisinin, ilişki sürerken ölmesi sonucunda ölümsüzlük payesi alıyor.
Neyse;Harikalar diyarından kadına dair notların şimdilik sonuna geliyoruz.Ancak başlangıçta yaptığımız gibi kadın ile kedi arasında kurduğumuz o ince bağı biraz daha güçlendirebilmek için konuyu yine kediye getirerek bitirmeye çalışalım,kedi sevmekten bahsederek:Bilge Karasu bir öyküsünde "Kedi sevmek,kedinin,kendisini seven kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmektir"diyor.Böyle sahip olmayı dışarıda bırakan, hatta sahip olmamayı göze almayı gerektiren bir sevgi hali bir çoklarımız için anlaşılmaz ve güç olabilir,Sevdiğinin de ,kendisinin de böylesi bağımsızlığını ilan etmiş bir sevgi anlayışı,kolay katlanılabilir gelmez onlara.Ama ben anladım ki; bir kadını da kedi sever gibi sevmek gerek...

Hiç yorum yok: