17 Ekim 2009 Cumartesi

Myra Ellen

The Fisherman and the Syren- Frederic Leighton-1856-58








İlk aklıma kazınan onunla ilgili, şu sözleri oldu:”bir zamanlar yağmurda şemsiye ihtiyacı duymazken,artık yağmurun sizi sadece ıslattığını düşünüyorsanız yeni bir sayfa açmanız gerekiyordur.”

Ama bu nerede, ne zaman oldu hatırlamıyorum, ancak dikkatimi çekmişti bir kere, sızıvermişti hayatıma bir yerinden; olabilecek en iyi andı, en kırılgan halimde, içimdeki hiç bir şeyi, koyduğum yerde bulamadığım günlerimdi. Her şeyin umutsuz gözüktüğü,kendimin en gözde yabancısı olduğum zamanlardı ve korkularımla ,inançlarımın hiç bitmeyecek sandığım meydan savaşının tam ortasındaydım.Sanki ihtiyaç duyduğum bir koruyucu melek yolda bir şeye takılıp kalmıştı ve gecikecekti de , "o"nu yollamıştı önden.İstediğini söyleyebilmenin önemini anlamama,bazen zalim olmak gerektiğine vurgu yapmıştı ya, bunu bile öyle anlaşılmaz bir şekilde zerk etmişti ki bünyeme,yaşadıklarımın bende yaratması gereken zatürre etkisi,bir hapşırık kıvamında kalıvermişti. Tüm okuduklarımdan daha fazla şey söyler gibi gelmişti bana ya da şimdiye dek okuduklarımın yetersiz olduğu fikri uyanmıştı onun sözlerini dinlerken.

Bu zamanlarda değil de müziğin taçlandığı zamanlarda "dahi" sayılabilirdi.2,5 yaşında piyano çalmaya başlamak,5 yaşında beste yapmak ,9 ‘un da ise bunlara bir de söz yazmak nasıl bir şey olabilir ki? 5 yaşında burs kazanıp,11 inde bursun kesilmesi gibi ne kadar hızlı yaşanır bazı şeyler? 21'inde tecavüze uğramak nasıl bir duvar etkisi yapar süratle giden bir kariyere,kişiliği nasıl tuz buz ,ruhunun kemiklerini nasıl un ufak eder? Yaşadığın o travmatik olayın izlerini yok etmede kullandığın yönteme hayran olmamak elde değil, ”me and a gun”isimli şarkında hepsini anlatıyorsun zaten.Tüm o olayı.Nasıl bir katarsistir bu? Her şarkıda yinelediğin.

Sonrasında , başka zamanlarda ekliyorsun haklı bir öfkeyle “beni orgazma ulaştırabilirsin ama bu seni peygamber yapmaz” diyerek.Bir zamanlar bana da öğrettiğin bu yerinde zalimlik fikrini perçinlemek istercesine, “dua ette adetim gecikmesin” diyecek kadar da tehditkar olabiliyorsun,hatta esprili. Herhangi biri bana” a mosquito my libido”dese beni elde edebilir diyecek kadar da alçakgönüllülükle yapıyorsun tüm bunları.

Ortak dostlarımız da var bu arada. Neil Gaiman gibi,Sandman de ki “delirium”karakterinin esin kaynağı kızıl saçlı şarkıcı kadın olduğun söylenir hep.Ve ben hep umut ederim bir babayiğit çıksa da (ki bu aralar sadece Christopher Nolan var aklımda )Sandman’ i film yapsa ve tüm müzikleri de sana ait olsa diye.Leonard Cohen’de ortak tanıdıklarımızdan,Michael Strip ,Kurt Cobain,Robert Plant(ki sana evlenme teklif etmiştir ve rivayete göre 9 yaşından beri ona aşıksındır ve ergenlik yıllarında onu düşünerek masturbasyon yaptığını bile söylemişsindir ki yine de bu evlenme teklifini reddetmiş ve sadece onunla yatıp sonrasında da “i could do it myself better” demişsindir) diğerleri.

Şarkılarında en sevdiğim şey ise onları başkalarına yazdığını hissetmemiş olmam.Hepsini kendin için yazmışsın belli ki.Ama bu onları herkesin yapabilecek bir büyü taşıyor ya da herkesten bir parça var sanki içlerinde.Müstehcenin bu kadar naif olabileceğini fısıldarken bir yandan ,bir yandan da piyanonla birlikteliğinin çıkardığı erotizm yüklü ses kulaklara doluveriyor.Bir gün belki bir Pearl Jam yada Songs Ohia parçasını da seslendirir diye bekleyip duruyorum.Ama biliyorum ki diğer cover'ların gibi onlarda sana ait olacak bir şekilde,sanki yeniden yazılmış,yeniden bestelenmiş gibi.

Senin varoluş biçimin ,bir yandan da kendine karşı bir oluş içeriyor,sesinde,şarkı sözlerinde,düşüncelerinde,sahnede hayat buluyor.Her kadın gibi varlığına katkıda bulunduğunu düşündüğün bu şeyleri yapmak belli ki hoşuna gidiyor.Erkeklerin mutlak hakim olduğunu düşündüren,sınırları oldukça dar kadına ait alanda öylesine ustalıkla ve beceriyle kendini ifade edebiliyorsun ki,bu var olma biçimine hayran olmamak mümkün değil.Belki de bu yüzden sen habire üretiyorsun ve ben de durmadan onları tüketiyorum.Hemen hemen yaşıtız seninle,aynı dünya zamanına şahitlik ettik.Ama sanıyorum, yargıçlık edebilseydik tarihimizin tüm bu yaşadıklarına, aynı hükümleri verirdik.O yüzden dinliyorum hala söylediklerini...

Benim için hep bir Syren olarak kalacaksın.

Hiç yorum yok: