7 Ekim 2009 Çarşamba

Harikalar Diyarından kadına dair notlar





















Edward Hopper-Summer Interior-1909


Bölüm 3:Yol ayrımı

"İşte yol ayrımındayız" dedi.Sonra ağaçlara bakarak ekledi:"Ağaçların her dalı başka bir yönü gösterir,her yön çıkmaz bir sokak,her sokakta biraz daha tehditkar hayat."
"O zaman" dedim."En iyisi bir yaprak gibi bırakmak kendini rüzgara, nereye götürürse,kabullenmek. "

Pozitivist bir akılcı için uygun olmayan bir seyri var bu durumun.Öyle ya, şu ana kadar başımıza gelenlerde ve hedeflerimize ulaşmada kendi tasarılarımızın çelimsizliği yanında rastlantının gürbüz varlığı, umudunu kırabilir böylelerinin.Herhangi bir yasası olmaması,hiç bir teoremle açıklanamaması bir yana,tasarlanmış davranış kalıplarının tüm bu süreçteki hafifliği denendikçe ,daha iyi anlaşılır olur küçük şeylerin süreci etkileyen ağırlığı.Zira kadınla erkek arasındaki tüm bu sürece aslında, gerçek anlamda sevgi dışında her şey karışır,binbir renkli aldatıcı mantığını çözmek zordur işin.Hem zaten bir şey aradığımızda yok aslında,kendimizle aramızda ki mesafenin kısalabileceğini dilemekten başka.Belki bizi bizle buluşturacak bir rüzgarın önüne katılmış ,savruluyoruzdur umudu hepsi hepsi.
Matematik bir aksanı olmaması ile bizi çaresiz bırakan bu sürecin kesinliğinde yaşanan gevşeme,bilincimizi kamçılayıp dirilten bir etki yarattığı ölçüde sorular sormaya başlayacaktık.Tanıdıkça yaşanacak hayal kırıklıklarıydı şimdiden birikenler,istediğimizin olmasının o büyük sevincini yaşayamadan,küçük ayrıntıların yokluğundan hayıflanır oluverecektik.Onaylanmayı bekleyerek aradığımız bir çift gözün ,yok sayıcı bakışlarını hayal edip kederlenecektik.Yol ayrımındaydık ama garip bir ruh hali içindeydik,durduğumuz kavşakta sizinle ilgili bir karardan çok,kendimizle ilgili bir yol seçebilmenin sıkıntısıydı bizi gerginleştiren.Size giden yolların öncesinde,yolun sonunu hayal edip ,önceden deneyimlenmiş kırgınlıklarımızı sarıp sarmaladığımız,tedavi etmeye çalıştığımız bir sahra hastanesiydi durağımız.

Şimdi "Siz" diyerek hala size, devam etmek istiyorum :Kurmaya çalıştığımız şey ,bir çokları için ne kadar "özel" olarak algılansa da,aslında yine bir çoklarının yutkunarak baktığı zorunlu yaşanmışlıklardan ve kimi zaman bedensel cesaret ve kendinden geçişlerden örülü ,gizli ve bir o kadar da tehlikeli labirentlerinde ,kendine has alfabesini sadece iki kişinin oluşturabileceği,tatmin edici bir sevinçten öteye geçemeyecek,aslına bakılırsa geçmemesi de gereken bir şey.Sıradanlığın o kendinden hükümranlığında yaşarken ve kumsalda yalnız ayak izleri bırakırken,birinin çıkıp gelmesi ,kumsalda bıraktığınız kimsesiz izlere,onları bozmadan basıp sizinle birlikte yürümesi hali.İşte bunu denemek istiyorduk,hiç denememektense ,deneyip de yapamamayı göze alarak.
Ama biliyorduk,dikkatimiz kaymıştı bir kere,belli bir yere,belli bir yöne doğru bizi çekmekte olana.Henüz konuşmaya başladık mı sizinle bilmiyorum,ama konuşuyor olsaydık bile sözleriniz ve eylemlerinizin ,içinizdeki en derin gizleri çözmeye yarayacak ip uçları olmadığını biliyoruz.Biz daha az önemli şeylerden anlam çıkarmaya çalışıyoruz :yüzünüzde ki anlatım gibi,kaşınızın hafifçe gerilmesi gibi,dudak kenarınızda bir az önce oluşan bükülme gibi,elinizdeki çatalın,önünüzdeki sevdiğiniz pasta dilimine saplanması gibi.Bir de elimizde garip bir öngörü var.Dikkatimizi çeken insanın,kendi yüreğimizin motiflerini taşıdığı,onun gizli varlığımızın belirtisi olduğu fikri.Ancak tüm bunların ötesinde kişiliğin denetimsiz kaldığı anlarda kendini ele verdiği düşünülürse,içinize hiç beklemediğiniz bir anda sızı verme ve sizi suç üstü yakalama fikri hep umutlandırıyor bizi.Zira irade yada bilincin yaratıcı bir yönü olmadığını biliyoruz.O , bilinçaltımızdan kendiliğinden doğan gerçek tepkilerimizi yaratan öz değil de, daha çok onu denetleyen ve hatta onu saptıran bir işleve sahip.Bu yüzden de sizin denetimli bir farkındalıkla bize sergilediğiniz yüzünüzden çok,onun arkasında ,derin sularda yaşayan gerçek ve duru halinizi aramak bu denli cazip yapıyor belkide sizi.Yani sizin görünür yüzünüzden çok onun arkasındaki gerçekle ilgiliyiz aslında .İçimizde bu gerçek fikri doğduğunda,size doğru çeperlerimizden sadece çekilmekle kalmıyor,size doğru sürükleniyoruz da,sürüklenerek gitme,gönüllü olarak gitmekten ne denli farklıysa.Bu durumu içgüdüsel bir hal olarak görüyorsanız eğer çok yanılırsınız, çünkü içgüdülerimiz sonsuz çeşitlilikten yanadır.Oysa bizim durumumuz düpedüz ayrımcı ve seçici bir tavır içerir.Bizi diğerlerinin çekimlerine karşı,sizin varlığınız dışında bağışık kılacak hiç bir şey yoktur artık.
Biraz iç burkucu görünebilir halimiz size,ama siz bir yandan da umuyorum ki böylesi hayallerle yüklü erkeklerin,gelecekteki sadakatinden ,onların bu kendi varlığını inkar eden halinden endişelenmiyecek,onların yaşadığı bu trajikomik durumu küçük bir tebessümle geçiştirmeyecek kadar duyarlı ve zeki;sıradan gözüken bu ruh halimizin zaman zaman yaydığı ilginçlikten uzak dalgaları dert etmeyecek ,salt biz bazen eğlenceli değiliz diye bunu sorun yapmayacak kadar zengin ve farklı tutkulara sahip birisinizdir.Ben öyle anladım. Bir gün ,en olmadık bir anda,sizinle ilgili bir dizi sorular da soracağımız ve (öyle dilemiyorum ama)cevaplarını verirken üzüleceğimiz o ana kadar,o kaçınılmaz ana kadar, şimdilik yapmamız gereken,sırtımızdan bize dokunan bu rüzgara kendimizi bırakmak sadece.Çünkü gördüğümüz bu bereketli ve davetkar topraklarla ilgili tüm hayallerin bir gün aslında bizim benliğimizin bir yanılsaması olduğunu anlayana kadar önümüzde daha gidilecek yollar,uğranılacak duraklar var ve biz sanıyorum kavşaktan ayrılıyoruz şimdi.

Devam edecek.....yol ile ilgili düşünceler ve pratik bilgilerle.

Hiç yorum yok: