8 Eylül 2009 Salı

DERVİŞ'İN SEYİR DEFTERİ

bin yıl önce iki filozof, ibn-i ahmat ve ibn-i hussein bir dağın yamacında karşılaştılar. hussein sordu, ne ararsın buralarda? ahmat cevapladı; aşkı ararım. ahmat sordu ya sen ne ararsın buralarda? hussein cevapladı; kendimi. dokuzyüz doksan yıl önce tekrar karşılaştılar, tekrar aynı sorular soruldu ve aynı cevaplar alındı, yine ayrıldılar...dokuzyüz kırk yıl önce yine aynı dağın yamacında karşılaştılar, yine aynı soruları sordular ve yine aynı cevapları verdiler. ama bu kez ayrılmazdan önce birlikte azıklarımızı yiyelim bir daha karşılaşmamız güç olabilir dediler. ahmat çantasından hüznü çıkardı, hussein çantasından sevinci. ahmat sevinçten bir lokma aldı hüzünle aynı lezzetmiş dedi. hussein hüzünden bir lokma aldı, bu sevinç kadar lezzetli dedi. yemek boyunca sohbet ettiler ve pekçok ortak konuları olduklarını gördüler. ayrılık vakti geldi, ayrıldılar. fakat bir küçük yanlışlık oldu ahmat torbasına sevinci, hussein ise hüznü koydu, ama bunu birdaha hiç anlamadılar...
gökyüzünde süzülen kartalın gözyaşlarından başka tanıkları yoktu...

1 yorum:

zibidi dedi ki...

Olaya hüthüt'ü kariştırmamış olmandan dolayı sonsuz sükranlar.Madenin bu galerisi iyi,bereketli ve verimli damarlara sahip gibi hissettim.Aynı noktaya kazma vurmaya devam edilirse yepyeni cevherler fışkıracak yüzeye Hussein cibran efendi.