20. seminerin "Jakobson'a başlıklı seansını bitirirken ,bir yıl öncesine de gönderme yaparak,bir kadına yazdığı mektuptaki yazımsal sürçme nedeniyle gizliden gizliye kendisine eşcinsel olduğunu ima edenlere "geçen yıl dedik ya"der Lacan :"İnsan sevdi mi, seks sözkonusu değildir"
Aşkın cinsellikle lehimlendiği noktada bu söz ne kadar dikkate değer bilinmez.Ama tek bildiğim ne Casanova nede Don Juan aşkı yaşama hakkına sahip olamamış,ötekini bulmak için kendini gözden kaybedememiştir.
ötekinde erimeye başladığımızda arzumuz nihayete eriyor, çözümü başka yerlerde aramaya başlıyoruz, erime olmazsa içinde eriyebileciğimizin arayışı başlıyor...dervişin yolu uzun anlayacağın...eriyemediğimiz için aşık olamıyoruz belki, dürtülerimizi ve tutkumuzu aşk(mış) gibi yaşayarak. ilk aşkı yorumlama biçimimiz diğerlerin de habercisi oluyor. aşık olacak kadar hasta olamıyoruz belki, sınırlarda mevziler ararken sığınacak... belki, belki, belki... ama ben artık şuna inanır oldum, bu biraz da yaşadığımız yüzyılın deformasyonu, artık "klasik" roman da yazılamıyor...eh hayatı klasikleştirmek bize düşüyor o zaman...
Durumumuz biraz körlerle sağırlar durumu olsa da yorumun yorumuna yorum yapmaya devam edelim:Klasik roman konusuna değineceğim sadece.Bir romanın klasik sayılabilmesi için üzerinden en az beş kuşak,veya bir savaş,yada bir devrim geçmesi gerektiği düşünülürse günümüz kitapları için karar vermenin erken olduğu kanısındayım.
matematiksel olarak öyle...ama burada söylemeye çalıştığım klasik müzikte yazılacak notaların hepsinin yazılmış olması gibi, klasik romanlarda da insan zaten tarif edildi. hiçbir zaman bir dostoyevski olmayacak bir daha...şüphesiz bugünün külliyatından birileri "klasikleşecek" ama eski tat olmayacak. (kör 2 )
4 yorum:
20. seminerin "Jakobson'a başlıklı seansını bitirirken ,bir yıl öncesine de gönderme yaparak,bir kadına yazdığı mektuptaki yazımsal sürçme nedeniyle gizliden gizliye kendisine eşcinsel olduğunu ima edenlere "geçen yıl dedik ya"der Lacan :"İnsan sevdi mi, seks sözkonusu değildir"
Aşkın cinsellikle lehimlendiği noktada bu söz ne kadar dikkate değer bilinmez.Ama tek bildiğim ne Casanova nede Don Juan aşkı yaşama hakkına sahip olamamış,ötekini bulmak için kendini gözden kaybedememiştir.
ötekinde erimeye başladığımızda arzumuz nihayete eriyor, çözümü başka yerlerde aramaya başlıyoruz, erime olmazsa içinde eriyebileciğimizin arayışı başlıyor...dervişin yolu uzun anlayacağın...eriyemediğimiz için aşık olamıyoruz belki, dürtülerimizi ve tutkumuzu aşk(mış) gibi yaşayarak. ilk aşkı yorumlama biçimimiz diğerlerin de habercisi oluyor. aşık olacak kadar hasta olamıyoruz belki, sınırlarda mevziler ararken sığınacak... belki, belki, belki... ama ben artık şuna inanır oldum, bu biraz da yaşadığımız yüzyılın deformasyonu, artık "klasik" roman da yazılamıyor...eh hayatı klasikleştirmek bize düşüyor o zaman...
Durumumuz biraz körlerle sağırlar durumu olsa da yorumun yorumuna yorum yapmaya devam edelim:Klasik roman konusuna değineceğim sadece.Bir romanın klasik sayılabilmesi için üzerinden en az beş kuşak,veya bir savaş,yada bir devrim geçmesi gerektiği düşünülürse günümüz kitapları için karar vermenin erken olduğu kanısındayım.
matematiksel olarak öyle...ama burada söylemeye çalıştığım klasik müzikte yazılacak notaların hepsinin yazılmış olması gibi, klasik romanlarda da insan zaten tarif edildi. hiçbir zaman bir dostoyevski olmayacak bir daha...şüphesiz bugünün külliyatından birileri "klasikleşecek" ama eski tat olmayacak. (kör 2 )
Yorum Gönder