A woman moddeling for Alphonse Mucha.Lewis Carroll ,tüm yazın aleminde bazen Poe’da ki gibi gotik,bazen de Baudelaire’in şiirlerindeki gibi lirik bir kahraman olarak karşımıza çıkan kediye Alis’in ağzından şöyle seslenir: “İşe bakın!Gülümsemeden yoksun bir kedi çok görmüştüm,ama kediden yoksun gülümsemeye hiç rastlamamıştım!” Ve ilerleyen bölümlerde de kedi bu sefer Alis’e kendisi ile ilgili gerçekleri ifade eder: “Şimdiii,köpek kızınca havlar,sevinince kuyruğunu sallar biliyorsun,Bense,sevinince mırlar,kızınca kuyruğumu sallarım.Demek ki ben deliyim.”
Aslında kedi sadece kendisiyle ilgili ipuçları vermekle kalmıyordu Alis’e ,bana öyle geldi ; biraz da Alis’in hemcinsleriyle ilgili saptamalar yapıyordu gizliden gizliye.Mırıldayıp bazen kendini teslim eden,tırmalayıp bazen kendini çeken bir yaradılış hali sadece kedi için geçerli değil gibi geldi bana.Ben öyle anladım ,yoksa hiç anlamasamıydım...
Bölüm 1 : Sıranın dışına taşan kadın
"Dişilerin dünyası üzerine birşey bilmiyorum"-Lacan
Yukarıda ki saptamanın doğruluğu hakkında şüphem olmamasına karşın yine de anladığım şeyleri sıralamaya çalışayım:
Sadece bir gerçeklik olmanız önemli sayılmaz temelde.Siyah beyaz yada rengarenk ,statik yada devingen görüntülerin bir toplamı ,bir imgesiniz bizler için.Yanyana bir sürü görüntüsünüz ama bu görüntüleri aşan bir durumunuzda var zaman zaman .Bazen belirgin bir farkla ayrılarak diğer görüntülerden ,yanyana okuma mantığından taşanlarınız oluyor.Bu taşkın imgeye siz diyelim ve devam edelim.Sizin oluşturduğunuz imgeyle, sizde oluşan imge bütünleşince,ortaya çıkan kadının görüntülerini, birde üstüste okumak gerekiyor.Genelde bu taşkın kadın imgesinin ,içimizde bir biçimde yaşayan sevdayı yüklem halindeki varlığından sıyırdığı düşünülebilir.O zaman taşkın olan bu imgenin gelişigüzel bir kişi olmadığı inancına varıyoruz yada şöyle mi söylemeliyim ; bu inanca vararak biz gelişigüzel bir kişi oluyoruz.O anlarda siz başkalaşıyorsunuz bizler için enikonu,"bedenime ve ruhuma eziyet edebilirsin ama başkalığıma hayır "der gibi bir hal alıyor tavrınız.Ancak bilmiyorsunuz bizde başkalaşıyoruz ,başkası:başka olduğu için ulaşılmaz olanla birlikte.Her şeyi rahat kılıyorsunuz,herşeyi uysal yada biz öyle algılıyoruz ama ne farkeder ki.Algımızda başka farkındalıklar da olmuyor değil hani;örneğin,etraftaki her şeyi duyulur bağlarından soyutlayarak tasarlamayı,kendimizi perspektif denen yalandan sıyırıp kurtarmayı,başkalarının okumayı yeni söken bir çocuk gibi bir çok planda düşündüğü şeyleri bir tek planda kurup düşünmeyi,saatlerin doğurduğu yanılsamaya artık aldanmamayı,yüzyıllarla dakikaların ardarda gelişini aynı anda kucaklamayı, hep bu zamanlarda öğreniyoruz.Bizde yarattığınız bu etkinin varlığını kavramakla kalmıyoruz yanlızca;bu etkiler arasında ve sizin varlığınız sayeside kurulan oranı da,tek gerçeğimiz gibi anlıyoruz.Ama doğrusunu isterseniz çoğu zaman bu gerçekliği canlı haliyle yakalayamıyor,sadece gölgesini görüp saptayabiliyoruz.Öyle zamanlarda bir gölge oluyordunuz önümüzde ;bu değildir,şu değildir,o değildir dediğimiz.Oysa buydunuz,şuydunuz,oydunuz.Dışımızdaki dünyanın ,insandaki eşdeğerini bize durmaksızın aktaran kişiydiniz.Hayatı bu denli çekilir kılan,onu ölümle yarıştırmamıza neden olan ,hayatın tam ortasındaki çekirdeği oluşturan anlam kargaşasında ,doğmuş olmanın yaşamak için tek neden olmadığını fısıldayan ,beklenmedik bir çekim noktasıydınız kutbumuza. Bu çekimin bizde yarattığı geçici görme bozukluğuna körlük denemezdi kuşkusuz.Kör değildik ama başka birşeyde göremez olmuştuk.Askıya almıştık geçici bir süre için bile olsa ,tüm diğer insanları hırpalamak için kullandığımız eleştirel tavrımızı.Ama bu hayatı rölantide yaşama ve akılcı yorumlardan kaçma durumumuz için bağışlanmayı beklemek çok büyük bir dilek olmasa gerek.Ne de olsa kayıtsızlığın yerini abartının aldığı bir süreci,tüm bunları yazarken bile abarttığımız için kim suçlayabilir ki bizleri.Yalnızlığımızdan da kurtulup,yalnız kalmak isteğiydi bizimkisi.Biz de başlayıp biz de bitecek bir yoldaydık sadece ama, bunu henüz bilmiyorduk.
Fromm'un dediği şeye inanmaya başlamıştık sonunda;sevginin bir nesne sorunu değil,bir yetenek sorunu olduğunu görebiliyorduk,sevmenin kolay ,ama sevilebilecek bir nesne bulmanın zor olduğu yanılsamasından kurtuluyorduk.
Devam edecek....mi acaba?
7 yorum:
manifesto ??
Başladık bakalım ,belki bir manifestosuda olur zamanla.Ama mutlaka birileri yazmıştır bu konuda bir manifesto.
bi büyük içsek, alphonse olsak, model gelse, soyunsa, o gün tembel olsak, resim yapmak istemesek...
yalnız, kendi adına konuş, çoğul konuşma... ben kadınları gayet iyi anlayabiliyorum, öyle simge filan diye bakmıyorum, etten kemikten onlar da. yeterki tenler uyuşsun...:))
çok sevdim ama koltuk altı kokuyordu ne rezil bir durum.çok haince oldu ama ne yapalım...bazen oluyor.
Ama anladığın belli oluyor bu arada.
çok detaya girmeyelim.:))
ama ben, kadınları gayet iyi anlıyorum, tarih bunun örnekleriyle dolu...
kadınlar, beni anlayamıyor, tarih bunun da örnekleriyle dolu...
Sonuç olarak:ya senin kör olup sağır bir kadın yada sağır olup kör bir kadın bulman gerekli.O zaman anlaşabilirsiniz sanırım :)
Yorum Gönder